ÇİN MUCİZESİNİN ARDINDAKİ GERÇEK
- Abidin KILIÇ

- 8 Ara 2025
- 2 dakikada okunur

2019 yılıydı, temmuz ayında Çin’in Nanjing kentindeki Nanjing University of Aeronautics and Astronautics’de yaz okulunda Konuk Öğretim Üyesi olarak iki hafta ders vermiştim. Yaz tatilini böyle geçirmiştim. Üniversitenin tam karşısındaki bir otelde konakladım. İlgili yöneticiler otele giriş yaptığımın ertesi günü nezaket ziyaretinde bulundular ve vereceğim ders programını ilettiler. Hafta içi her gün sabah 9.00-12.00 arası ya da 14.00-18.00 arasındaydı dersler. Bana yardımcı olmak üzere bir de yardımcı görevlendirmişlerdi.
İlk gün derse gittiğimde öğrencilerin tamamının sınıfta olduğunu gördüm ve hepsi de sessizce ve önlerinde defterleri açık olarak beni bekliyordu. Kapıda da ayakta beni güler yüzle karşılayan yardımcı arkadaşım. Tam 9.00’da ders başladı. 9.45’ de ara verdiğimde koridorda tüm sınıfların kapılarının da neredeyse aynı anda açıldığını fark ettim. Sonraki ders de tam 10.00’da başladı. Saat 11.45’ de günün programını tamamladığımda bana soru sormak isteyen öğrencilerin kürsünün önünde sıraya girdiğini gördüm ve hepsinin sorularını sırayla cevapladım. Cevabını alan öğrenci iki avuç içini birleştirip hafifçe eğilerek teşekkür ediyordu.
Sınıflarda kamera vardı. İlgili yöneticiler dersleri isterse takip edebiliyordu. Öğretim Üyesinin kürsüsünde bir kontrol masası vardı ve dersliğin ses düzenini, görüntü perdesini, data show’u, ışıklarını, pencere perdelerini dahi kontrol edebiliyor.
Buraya kadar olan kısmı bile beni şaşırtmaya yetmişti. Özellikle öğrencilerin dersleri takipteki disiplini ve öğretim üyesinin yaptığı işe saygıları. Bir de unutmadan söyleyeyim ki öğrencilerin tamamı neredeyse havacılık, astronot, mühendislik fakültelerinin birinci sınıf öğrencisi ve ben onlara ülkemizdeki Fizik Bölümlerinin genelde üçüncü sınıflarında verilen Teorik Mekanik dersini anlattım. Hepsi de anlıyoruz, bu konulara aşinayız dediklerinde şaşkınlığım bir kat daha arttı.
İkinci gün sınıfa geldiğimde, kırmızı kolluk taşıyan iki kişinin bir kamera kurmuş beni beklediklerini gördüm. Yardımcım Onların “Kırmızı Kolluklular” diye adlandırılan kontrol görevlileri olduğunu söyledi. Dersi kaydettiler. Doğru ya adamın biri gelmiş öğrencilere bir şeyler anlatıyor, in mi cin mi?
Üçüncü gün üniversiteye doğru yola çıkmışken kimliğimi unuttuğumu fark edip otele geri döndüm ve dolayısıyla derse 5 dakika geç geldim. Tam dersliğe yaklaşmışken telefonum çaldı, yardımcım arıyordu, iyi misiniz geciktiniz, bir problem yok değil mi diye soruyordu. Dersliğe ulaştığımda koridordaki benim ders verdiğim derslik hariç tüm sınıfların kapıları kapanmıştı.
Hiçbir başarı tesadüf değil. Üniversite o yaz dünyanın 8 ülkesinden öğretim üyelerini davet etmiş öğrencilerine ders verdiriyordu. Öğrenciler oldukça disiplinli ve derse ilgiliydiler. İki hafta boyunca tüm derslere neredeyse tam kadro katıldılar. Not tuttular ve ders sonunda yapılan sınavda oldukça iyi bir performans gösterdiler.
Sınıfta uyuyan, sırasında laubali şekilde oturan, konuşmuş olmak için boş laf eden, derse devamsızlık yapan bir öğrenciyle karşılaşmadım. Yerde bir kâğıt parçası dahi görmedim. İlk gün tahtayı çok kullandığımı kameradan görmüş olsalar ki ikinci gün derse geldiğimde kürsüde rengârenk birçok tebeşir buldum. Kapatın kameraları öğretim üyesinin bağımsızlığı vardır dersimi kamera ile izleyerek kontrol edemezsiniz demek aklımın ucundan geçmedi, geçemedi. Herkese aynı şekilde davranıldığı görünüyordu.
Sözün özü, karatahtanın sihrini yitirmediği, gerektiğinde teknolojinin kullanıldığı, saygı temelli bir sistemin sonuçları ortada. Özgür düşüncenin ortaya çıkması için hiç de disiplinin bir tarafa bırakılması gerekmiyor. Bu öğrencilerin bir bölümü Astronot olmak için üniversitedeler. Ama bizdeki İktisat Fakültesi öğrencileri kadar havaları yok.



Yorumlar