top of page

BİLGİ GÜÇTÜR, BİLGİSİZLİK DAHA GÜÇTÜR

  • Yazarın fotoğrafı: Abidin KILIÇ
    Abidin KILIÇ
  • 15 Mar
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 16 Mar

Bu söz bir süredir dilimde dolanıp duruyor. Sözcük oyunu da var elbette. İnsanlığın uygar dünyayı oluşturmasında katkı sunan toplumlara baktığımızda hala bunların izini, duruşunu, enginliğini görebilirsiniz. Çünkü bir toplumun bugünkü yaşam biçimini belirleyen ana etkenlerden bazıları bireylerin kültürel derinliği, bilime olan bakışı, kadına verilen değer olarak sıralanabilir.


Günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolay gibi görünüyor değil mi? Peki ulaşılan bilgi gerçekten doğru mu? İnternette yapılan tüm aramalar elde edilen sonuçlar aslında açık kaynaklardan erişilen bilgilerin bir araya gelmiş hali. Açık kaynakların çoğu da hiçbir doğrulama ya da hakem süzgecinden geçmemiş bilgileri yayımlıyor. Aslına bakarsanız ekrandan alınan bilgilerin çoğu da pek kalıcı olmuyor.  


Bir örnekle açıklayayım; üniversitede Fizik Bölümü Başkanı olduğum dönemde öğrenciler bana geldiler ve perdeye yansıtılarak anlatılan derslerden yararlanamadıklarından söz ettiler. Matematiksel eşitliklerin de sadece perdede yansıyla gösterildiğini ve bu işlemleri anlamadıklarını söylediler. Peki nasıl başarılı olduklarını sorduğumda dersi yürüten hocadan sunum dokümanlarını alıp, bunları yazıcıda yazdırarak kâğıt üzerinde yeniden yazarak çalıştıklarını aktardılar. Öğrenme üç boyutlu gerçekleşiyor. Sadece izlemek yetmiyor, yazmak -yazarken yorumlamak- dinlemek, belki sormak gerekiyor. Bu nedenlerle üniversite giriş sınavlarında gerçekten bilen yorumlayan adayları tespit edebilmek için klasik tarzda sorular sormaya geçmek için çalışmalar MEB ve YÖK de yapılıyor.


Bilgi sahibi olan kişi, karar alma süreçlerinde daha hızlı davranıyor, bilginin derinliğini fark ettiğinden daha fazlası da olmalı diyerek kuşkucu yaklaşıyor, sorguluyor. Zamanla da toplumda yer edinerek söz sahibi olabiliyorlar.


Bilgisizlik aslında oldukça güç bir iş. Öncelikle kendini bilmediğin konuda bildiğine inandıracaksın. Zor iş olsa gerek. Sonra biliyor gibi davranıp etrafa caka satacaksın. Bu da cesaret ister. Toplumda kendine taraftar bulmak için de başka ortak paydalar bularak etrafına bir koruma duvarı oluşturacaksın. Başlıkta da yer verdiğim üzere güç bir iş, sonunda gerçeğin ortaya çıkacağı kesindir.


Bilgisizliğin -cehaletin- gücü taşınabilir sınırı aşıp toplumda egemen olduğunda aklın, bilginin topluma yeniden egemen olması zorlaşıyor. Ama imkânsız değil. Tarihte olmaz denilen, bir araya gelmez denilen kimler bir araya gelmiştir de ne iş birlikleri oluşturmuştur, çok örneği var. Kimlerin zaman skalası kiminle nerede hangi koşullarda kesişir bunu ancak olduğunda görebiliriz. Hadi bir fizikçi olarak zor bir soruyla yazıyı bitireyim; uzay-zaman eğrisinde gerçekten hepimiz aynı anı mı yaşıyoruz?


Not: Prof. Dr. İlber Ortaylı bilginin gücünü gösterebilme cesaretini cehalete karşı durabilme gücünü göstermişti. Bilginin gücünü, bilgisizliğin güçlüğünü göstermişti. Ruhu şad olsun.

 
 
 

1 Yorum


Selahattin Kaya
Selahattin Kaya
15 Mar

Harika bir yazi, günümüzdeki bilgi kirliliğine isik tutuyor!

Beğen
bottom of page